HALK YİNE "ERDOĞAN" DEDİ...
28 Mayıs’ta Cumhuriyet’in 100. yılında yapılan genel seçimlerde Recep Tayyip ERDOĞAN, girdiği 16. seçimden de galibiyetle çıktı.
21 yıl iktidarda kalmanın yarattığı yıpranmışlık, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve 50 bini aşkın insanımızın hayatını kaybettiği deprem felaketine rağmen Erdoğan tıpkı 2018’de olduğu gibi yüzde 52’den fazla oy alarak bir kez daha seçilmeyi başardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu 5 yıllık görev süresini tamamlamasıyla Atatürk'ten sonra en uzun görev yapan Cumhurbaşkanı unvanını da kazanacak.
Türk milleti Cumhuriyet'in ikinci yüzyılına Erdoğan’ın liderliğinde girmek yönünde irade kullanırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan da 'Türkiye Yüzyılı' vizyonuyla tüm vatandaşlarda büyük bir umut ve beklenti oluşturdu.
Seçim kampanyası döneminde sürekli olumlu mesajlarla vatandaşın gönlünü kazanan Erdoğan’a vatandaşın dönüşü de yine pozitif oldu. Millete karamsarlık yükleyen, yıkmaktan, kurulu düzeni bozmaktan, yatırımları kadük bırakmaktan bahsedenlerin de hanelerine yeni bir yenilgiyi yazan yine milletimiz oldu.
Oysa çok değil daha 2 hafta önce muhalefette “Bu sefer kesin biz kazanıyoruz.” düşüncesi hakimdi.
Peki neden böyle oldu?
KİLİT SEÇMEN HDP’Mİ?
Türkiye’de sosyo-politik olarak yaklaşık yüzde 35 sol, yüzde 65 sağ seçmen var. (CHP artı Emek ve Özgürlük İttifakı’nın toplam oyu da yüzde 36 ediyor. Gerisi sağ partiler.)
Seçmen yüzde 50 muhalefet yüzde 50 iktidar şeklinde bölünmüş değil.
Böylesi bir sosyo-politik tablo içinde muhalefetin seçim kazanabilmesi için, milli meselelerde tavrı net, sağ-muhafazakar kesimden de oy alabilecek, özellikle de AK Parti’ye kızan kararsız seçmeni cezbedecek bir ismi aday göstermesi gerekiyordu.
Yani kilit seçmen HDP seçmeni değil, AK Parti’den kopma potansiyeli taşıyan seçmendi.
Şöyle diyelim… 6 ay öncesine kadar Mansur Yavaş’ın ve Ekrem İmamoğlu’nun anketlerde açık ara önde çıkmasının sebebi birleştirici, toparlayıcı isimler oluşlarıydı.
-Yavaş CHP ve İYİ Parti oylarının tamamını konsolide ederken üstüne hem AK Parti’den hem de MHP’den oy ekliyordu. Milli politikalardan ödün vermeyen, birleştirici, bütünleştirici devlet adamı profili onu Erdoğan’a alternatif güçlü bir aday haline getiriyordu.
-İmamoğlu ise muhalefet oylarını ve HDP tabanını konsolide ederken yine AK Parti kararsızlarından bir parça oy alarak 50 bandını aşma potansiyeli olduğunu gösteriyordu.
Oysa oyları artırabilecek iki belediye başkanının adaylığının önünü keserek büyük bir risk aldı ve kaybetti.
Bugünden itibaren birileri Kılıçdaroğlu’nun yüzde 48 oy alarak tarihi bir başarıya imza attığını söyleyecektir.
Gerçekten CHP, Sn. Kılıçdaroğlu başardı mı, büyük bir kayıp mı verdi? Sonuca iyi bakmak lazım!
Hatırlatma! Erdoğan 2018’de aldığı oyları olduğu gibi korudu. Yani Kılıçdaroğlu muhalefetin toplam oyunu artıramadı.
Peki şimdi….
Koltuğunu korumakta ısrar etmesi değişim olacağından umutlanan 25 milyon seçmene karşı büyük bir haksızlık olur mu, olmaz mı?
6’lı masada kazananlar Millet ittifakı ile TBMM’ye girenler oldu.
Ve tabii ki bu seçimin kaybedilmesinin en büyük sorumlusu aday olmakta ısrar eden Kılıçdaroğlu ve onu kazanacağına inandıran yakın ekibidir!
Sadece onlar değil, 6’lı Masa'da Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekleyerek Meral Akşener’i yalnız bırakan Temel Karamollaoğlu, Gültekin Uysal, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu da bu sonucun birincil sorumlularıdır!