beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


SUNA ANAÇ

facebook-paylas
Bir Nefeslik Hayat: Kültür, Sanat ve Bayram
Tarih: 01-04-2026 20:48:00 Güncelleme: 01-04-2026 20:48:00


Güne Bakış HABER

 

Geçtiğimiz günlerde “Kültür, Sanat ve Edebiyatın İyileştirici Gücü” başlıklı bir programa katıldım. Konuşmacıları dinlerken zihnimde tek bir soru dolaşıyordu:

Gerçekten iyileştiriyor mu?

 

Hayatın içindeyiz. Koşturuyoruz. Yetişiyoruz. Haber kovalıyoruz. Gündemin peşinden sürükleniyoruz. Hele biz gazeteciler… Siyasetin, krizlerin, açıklamaların, son dakika gelişmelerinin içinde öyle bir harmanlanıyoruz ki bazen kendimizi unuttuğumuzu fark etmiyoruz.

 

O programda şunu hissettim:

Kültür, sanat ve edebiyat bir “lüks” değilmiş. Bir “kaçış” hiç değilmiş.

Aslında bir nefesmiş.

 

Birkaç saatliğine bir salonda oturup bir konuşmayı dinlemek, bir şiire kulak vermek, bir müzik tınısında kendini bulmak… O birkaç saat bazen günün en kıymetli zamanı olabiliyor. Çünkü insan o an sadece “var” oluyor. Rol yapmıyor. Yetişmeye çalışmıyor. Savunma yapmıyor. Sadece hissediyor.

 

Ve evet, o gün kendi kendime şunu söyledim:

Gücü var. Hem de çok güçlü bir iyileştirici tarafı var.

 

İhmal Ettiğimiz Üçleme

 

Kültür, sanat ve edebiyat…

Hayatımızdan çıkardığımızda fark etmiyoruz belki ama eksikliğini derinden yaşıyoruz.

 

Geçtiğimiz günlerde çok kıymet verdiğim bir isimle sohbet ederken, “Son zamanlarda kitap okuyamıyorum” dediğimi fark ettim. Bu cümleyi yalnız ben kurmuyorum. Çevremdeki birçok arkadaşım aynı şeyi söylüyor.

 

Zaman yok diyoruz.

Oysa mesele zaman değil, öncelik.

 

İş için gittiğimiz bir tiyatro etkinliği değil mesele.

Gerçekten izlemek için gitmek.

İş gereği katıldığımız bir konser değil mesele.

Sevdiğimiz insanlarla, gerçekten dinlemek için orada olmak.

 

Hayat çok kısa. Bu kısa zaman diliminde kaliteli vakit geçirmek bir lüks değil, bir ihtiyaç. Çünkü insan sadece çalışarak, sadece mücadele ederek, sadece sorumluluk taşıyarak ayakta kalamıyor. Ruhun da beslenmeye ihtiyacı var.

 

Kültür ve sanat, o ruhun gıdası.

 

Bayram ve Yavaşlama

 

Tam da bu düşünceler zihnimdeyken bayram geldi.

 

Bir ay boyunca “Ramazan’ın bereketi başka” dedik.

Sofralar daha sakindi.

Konuşmalar daha yumuşaktı.

Kalpler biraz daha hassastı.

 

Şimdi Ramazan bitti, bayram geldi.

 

Ve insan ister istemez soruyor:

O hassasiyeti nereye koyacağız şimdi?

 

Bayram aslında bir yavaşlama çağrısıdır.

Bir hatırlatma.

Bir iç muhasebe.

 

Çocukluğumuzdaki bayramları düşünün…

Ayakkabılar başucunda.

Sabah erken kalkmanın heyecanı.

Şeker toplamanın ciddiyeti.

 

Şimdi büyüdük.

Artık şeker toplamıyoruz ama mesaj sayıyoruz.

“Kim aradı, kim gelmedi?”

 

Oysa bayram hesap günü değildir.

Bayram gönül günüdür.

 

Tıpkı kültür ve sanat gibi…

İnsanla insan arasında köprü kurar.

Yumuşatır.

Onarır.

 

Kendimize Bir Söz

 

Belki bu bayram kendimize küçük bir söz vermeliyiz:

 

Daha çok kitap okuyacağız.

Gerçekten izlemek için tiyatroya gideceğiz.

Bir filmi sadece izlemek değil, hissetmek için seyredeceğiz.

Bir konsere sadece katılmak için değil, ruhumuzu bırakmak için gideceğiz.

 

Ve en önemlisi;

Koştururken kendimizi kaybetmeyeceğiz.

 

Çünkü bayram üç gün.

Ama hayat da sandığımız kadar uzun değil.

 

Kültürü, sanatı, edebiyatı hayatımızdan eksiltmeyelim.

Onlar bizi insan yapan, yumuşatan, iyileştiren tarafımız.

 

Bu bayram;

Kırgınlıkların küçüldüğü,

Kalplerin yavaşladığı,

Ve ruhumuzun yeniden nefes aldığı bir bayram olsun.

 

İyi bayramlar.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI