|
Tweet |
Türkiye'yi kamplara bölmek isteyen karanlık mihrakların birbiri ardına sarsıcı olaylara imza attığı 1993 yılının en derin tezgahlarından biri olan Madımak Olayı'nın üzerinden 30 yıl geçti.
2 Temmuz 1993'te meydana gelen Madımak olaylarında hayatını kaybeden 37 kişi, Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'nın önünde toplanan vatandaşlar tarafından anılıyor.
Türkiye'nin manevi kalbi olarak bilinen Sivas’ta tezgahlanan olayın üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen hadiseyle ilgili karanlık noktalar hala aydınlatılamadı veya üzeri kapatıldı.
CHP/SHP iktidarı döneminde yaşanan üzücü olayda emniyet birimlerinin ciddi zaafları olduğu resmi raporlara kadar yansıdı.
Devlet Denetleme Kurulu'nun, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 30 Kasım 2012'deki talimatıyla hazırladığı ve 2014 yılında yayımlanan "1-2 Temmuz 1993 Tarihlerinde Sivas İlinde Meydana Gelen 'Madımak Olayının' Oluş Şekli, Amacı, Sonuç ve Tesirleri İtibarıyla İncelenmesi"ne ilişkin araştırma ve inceleme raporu yayımlanmıştı.
"Olayın ortaya çıkmasında, önlenememesinde ve soruşturulmasında/yargılanmasında devlete terettüp eden ağır bir hizmet kusuru bulunmaktadır" ifadesine yer verilen raporda, dönemin kamu yönetiminin olaylara seyirci kaldığı, yeterli güvenlik önlemi almadığı ve devletin olaylarda taraf haline geldiği vurgulanmıştı.
Sivas olayları sırasında delillerin toplanması ve muhafazasında gerekli hassasiyetin gösterilmemediği belirtilen raporda, kamu yönetiminin ve yargının ağır kusurlu olduğunu tespit etmişti. Aynı raporda, yargıya müdahaleye varan hususların bulunduğu da kaydedilmişti.
Mütedeyyin kesimin üzerine yıkılmaya çalışılan olayda üzeri örtülen hassas noktalar bulunuyor.
İşte cevabı verildiği takdirde karanlık noktaları aydınlatacak o sorular:
SHP’nin eski Genel Başkanı Erdal İnönü’nün ekibinden olan Ahmet Karabilgin’in olaylardan kısa bir süre önce Sivas’a vali tayin edilmesi tesadüf müdür?Bütün bu karanlık noktalara ve provokasyona rağmen karanlık hadisenin üzerindeki esrar perdesi 30 yıldır aralanamadı.
Yargı safhası ciddi yanlışlıklarla gündeme gelen olay 28 Şubat yargısı tarafından hükme bağlandı. Haklarında ciddi delil olmadığı belirtilen 33 kişinin müebbet hapis cezasına çarptırıldığı hadisede hukuk otoriteleri, yeniden yargılama talep ediyor.
Büyük Birlik Partisi'nin merhum kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, 15 yıl önce Sivas olaylarının, ''karanlık güçlerin Sivas'a yönelik yaptığı bir tahrik ve tezgah''' olduğunu ortaya koymuştu.
'Sivaslı vatandaşlarımız Alevisi Sünnisiyle birlik ve beraberlik içindedir'' diyen Yazıcıoğlu, Sivas olaylarının 15. yılı dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelerde bulunmuştu:
''Olay olduğunda 33 vatandaş, parti binamıza sığındı. Arkadaşlara 'Ortalık sakinleşince sessizce tahliyelerini sağlayın' dedim. Arkadaşlarımız ikramda bulunup, partimize sığınanları aileleriyle görüştürdüler. Olaydan kurtulanlar daha sonra teşekkür ettiler.
Bu olayın bir tezgah ve bir provokasyon olduğu ortadadır. Bu yaranın sarılması için herkes elinden geleni yapmaktadır. Bu üzücü olayı bahane ederek Sivaslı vatandaşlarımızın arasına kimse yeni fitneler sokmamalıdır. Buna karşı herkes ve hepimiz son derece uyanık ve dikkatli olmalıyız. Alevi-Sünni ayrımcılığı kesinlikle söz konusu değildir. Alevi ve Sünniler hep beraber bu olaydan son derece üzüntü duymuştur. Bunun açtığı yarayı sorumlulukla sarmak için gayret içindedirler ve asla yeni gerginliklere, olaylara, provokasyonlara geçit vermeyeceklerdir."
Yazıcıoğlu, katıldığı başka bir programda ise şunları söylemişti:
“Otelle bizim parti sırt sırta. Otelin camından bunalanlar zorlayınca bir panel varmış o düşüyor bizim partinin camına, köprü oluyor ve bu vatandaşlar sürünerek bizim partiye girmeye çalışıyorlar. Hemen bizim çocuklar koşuyorlar, hepsini içeriye alıyorlar. 33 kişi bizim partiye sığınıyor. Beni aradılar; '33 kişi bizim partiye sığındı, Arif Sağ da var.'
Dedim ki, 'İçeriye girişi serbest, dışarıya çıkışı yasak edin. Sakın kimse dışarı çıkmasın, çünkü dışarıda duyulur. İşte Arif Sağ, Aziz Nesin orada derler, kitle oraya yönelir. Siz de onları korumak için çatışmak zorunda kalırsınız. Aileleriyle telefon teması kurdurun, karınlarını doyurun, çay içirin, gerekli ilgiyi gösterin sonra emniyetle irtibat kurun ve ortalık sakinleşince sessizce tahliyelerini sağlayın.'
Aynen böyle olmuştur. Büyük Birlik Partisi’nin Sivas’taki Madımak olayında rolü budur.”
Geçtiğimiz yıllarda ise Madımak olaylarında yanmaktan son anda kurtulduğunu anlatan Bülent Kaya ise merhum başkan Yazıcıoğlu'nu doğrulayarak onun talimatıyla kurtulduklarını aktarmıştı.
Kaya, Müslümanların saldırdığını yalanlayarak BBP'lilerin istemesi halinde canlarının kurtulamayacağını ifade etmişti.
Madımak Oteli'nden BBP binasına bir tahta üzerinden geçerek hayatlarını kurtardıklarını söyleyen Bülent Kaya, "Arkadaşlar üst kata kaçarken bende arkadaşlarla beraber, penceremi ne olduğunu da bilmiyorum tahta ile karşı binaya geçtim. Karşı binaya geçtiğimde içeride Muhsin Yazıcıoğlu'nun resmini gördük. BBP İl Başkanlığıydı. Orada 42 kişiye yakındık" demişti.
Yazıcıoğlu'nun kendilerini kovduklarına dair iddiaların yalan olduğunu söyleyen ve tepki gösteren Kaya, şunları söylemişti:
"'Onların yemeğini verin' diyor Rahmetli Yazıcıoğlu Gaziantep'ten. 'Çayını verin, evlerine telefon etsinler' diyor. Bu kadar hizmet yapan bir adama kalkıpta 'bizi kovdular' demek... BBP'liler eğer bizi kovsalardı arada ki o tahtayı çekerlerdi. Biz düşerdik. Veya camdan işaret ederlerdi 'buradalar' diye. Biz orda ölebilirdik. Bana göre o şehit genel başkana orada kurtulan 42 kişinin hepsinin mevlüt okutması lazım. Ruhuna Fatiha okuması lazım. O olmasaydı hepimiz ölürdük."
Bülent Kaya, o tarihteki olayların, istenilmesi halinde rahatlıkla önlenebileceğini belirterek, "Aziz Nesin'in Sivas'a geleceğini, şenlikler yapılacağından vali beyin haberi vardı. Onların güvenliği tamamıyla alması lazımdı. Necmettin Erbakan'ı düşürmek için Sincan'da tankları yürüten asker, Madımak Oteli'nin önüne 3 tane tank getirse olay bir dakikada dururdu" diye konuştu.
KAYNAK : Haber7