|
Tweet | Tarih: 10-02-2024 08:48 |
CHP Kartal Kadın Kolları Başkanı Birgül Karababa, yaptığı açıklamada;
"Bilindiği gibi, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte egemenlik hakkı halka geçmiştir. Bu çığır açan devrimin ardından, en büyük ikinci devrim ise eşit yurttaşlık hakkıdır. Eşit yurttaşlık hakkı laik düzen içinde kurulmuştur. 17 Şubat 1926'da kabul edilen ve 4 Ekim 1926'da yürürlüğe giren Medeni Kanun, kadın ve erkek için eşit haklar getirmiştir. Erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmaya son vererek, resmi nikâh ve tek eşle evlilik zorunluluğu getirmiştir. Kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı, malları üzerinde tasarruf hakkı, mahkemede tanıklık yapma ve eşit miras hakkı tanınarak kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır." dedi.
Karababa, kanunun görüşüldüğü gün, dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt'un Meclis'te dile getirdiklerini hatırlattı:
"Türk tarihinin, bendenizin anlayışına göre, en hazin siması Türk kadınıdır. Yeni tasarının aile teşkilâtı ve miras hükümleri şimdiye kadar istenildiği zaman kolundan tutularak bir esir gibi yerden yere vurulan, fakat ta ezelden hanım olan Türk annesini lâyık olduğu saygın mevkiye getirecektir."
1926'da çıkarılan Medeni Kanun laikliği esas alır.
"1926'da çıkarılan Medeni Kanun laikliği esas alır. Din kurallarının değişmezliği vurgulanmış, hukuk kurallarının ise toplumsal ihtiyaçlara göre değişmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Laiklik, 11 yıl sonra, 5 Şubat 1937'de Anayasa'ya girmiştir." diyen Karababa devam etti:
"Türk Medeni Kanunu tarih içinde değişikliğe uğramıştır. Kadınların örgütlü mücadelesi ve azmi sonucunda 2002 yılında Medeni Kanun daha da güçlendirilmiş, aile hukuku bölümü yeniden düzenlenmiştir. 1992 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen "evli kadının çalışabilmesini kocanın rızasına bağlayan madde" Türk Medeni Kanunu'ndan kaldırılmıştır. "Aile reisliğine" dayanan aile modeli yerine, "eşitlik" ilkesine dayalı aile modeli getirilmiştir. Eşit mal paylaşımı ve nafaka ile ilgili gerekli adil düzenlemeler eklenmiştir. Evlenme yaşının, kadın ve erkek için 18 yaşından gün alma koşuluna bağlandığı yasada, evlilik dışı çocuklar da evlilik içi çocuklarla eşit haklara sahip olmuştur. "Onur kırıcı davranış" eşler için boşanma nedeni sayılmıştır. Ayrıca "edinilmiş mallara katılma rejimi", yasal mal rejimi haline gelmiştir.
Değerli Basın Mensupları,
Eşitliğe inanmayanların yönettiği ülkemizde, kadının insan hakları ve laiklik büyük tehdit altındadır. İktidar, durmadan kadınların canları pahasına bedel ödeyerek kazandıkları haklara gözünü dikmektedir. İstanbul Sözleşmesini fesheden, 6284 no'lu kadını şiddetten koruyan yasayı budamaya kalkan AKP'nin yeni hedefi; Medeni Kanun'dur. Gelenek haline getirdiği "Torba Yasa" uygulaması ile biz kadınların haklarını bir torbaya doldurup çöpe atabileceğini sanmaktadır. Oysaki çok yanılmaktadır." dedi.
İktidarın algı yönetimi peşinde olduğunu belirten Karababa; boşanmalara erkekler açısından bakmakta ve boşanan kadınlara ödenen yoksulluk nafakasının erkekleri mağdur ettiğini iddia etttiğini; boşanmaları hızlandırmaya yönelik düzenlemeler vadederek boşanmalarda arabuluculuğu savunmakta olduğunu belirtti ve ekledi:
Unutulmamalıdır ki:
Süresiz nafaka yoktur. Nafakanın verilme şartları bellidir.
Boşanmaların hızlandırılması, kadınların haklarını korumaz, aksine onları riske atar.
"Torba yasada yer alacağı belirtilen düzenlemelerden birisi de boşanmaların hızlandırılmasına yöneliktir. Her alanda davaların çok uzun sürdüğü Türk yargı sisteminde, bu vaat kulağa çok hoş gelmektedir ancak gerçek hayatta bu uygulama, çubuğu elimizde kalacak bir elma şekeridir. Boşanma erkekler açısından kolaylaşacak, kadınlar haklarını alamayacaklardır. Anlaşmalı boşanmalarda bile çok kadın psikolojik şiddet görmektedir.
Dillerine pelesenk ettikleri bir başka konu ise aile arabuluculuğudur. Oysaki boşanmalarda arabuluculuğa gerek yoktur, hâkimin sulh yetkisi vardır. Kaldı ki boşanmak isteyen kadınlar, adliyede bile öldürülmektedir. Arabulucu tarafından uzlaştırılmak üzere bir araya getirildiğinde, kadının can güvenliği yoktur. Ayrıca arabuluculuk sistemi aile hukukunda uygulanmaz. Altında imzamız olan CEDAW yani; Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi de bunu şart koşar."
"Ailede eşitlikten, toplumda eşitlikten vazgeçmiyoruz."